Perşembe, Ocak 18, 2007

Namüsait bir yer


-Vladimir: Gidelim mi?
-Estragon: Gidelim...

Böyle bir numara çekilebildiğini, böyle bir servis olduğunu bilmiyordum. Bindiğim taksi şoförü durak arkadaşlarıyla cep telefonları üzerinden bir telsiz hattı kurmuş. Bildiğimiz cep telefonunu telsiz olarak kullanınca bütün jargon değişiyor tabii. "34'ten merkeze, tamam". Merkezden cevap geliyor: "Dinlemedeyim 34". Bizimki "Merkez, 46 kapalı" diyor. "Anlaşılmadı, tamam"/ "Merkez, 46 kapalı"/ "34, anlaşılmadı"/ "46 kapalı diyorum tamam" Merkezin de bir istiap haddi var: "Ya ne diyorsun Gürsel Abi ya!!"
Bir başka taksi seferi... Yeşil, geçit verir gibiyken, yetişemiyoruz, kırmızı ışıkta duruyoruz acımsı bir frenle. 90 saniye saymaya başlıyor, 89, 88, 87, ben bir şeylere dalmışken, zamanı geliyor ve hareket ediyoruz. "O 90 saniye hiç bitmeyecek gibi geldi" diyor şoför, ben o aralıkta nerelere daldıysam, "Abi öyle deme ömrümüzden gidiyor" diyorum. Bir an düşünüp, "Doğru dedin" diyor. Müsait bir yere kadar bir daha konuşmuyoruz zaten...
İş yeri servisinin saati gelsin diye bekliyorum.
Hissen başka bir taksi şoförüne daha yakınım.
Gündüz açsa bile taksimetrede yazana cebimdekinin yetmeyeceği yerlere gitmek istiyorum.
Siz bu satırları okurken ben uzakta olacağım,
mamafih yazarken de uzaktaydım.
Kıpırdamazlar.

1 yorum:

Lüzûmsuzluklar Dedektifi dedi ki...

Ne kadar uzakta?