Pazar, Mayıs 20, 2007

Being Atatürk


Konya'da, müzeye dönüştürülmüş eski Mevlana Dergâhı'nı gezerken kendimi bir çağrışımlar silsilesinden alıkoyamamıştım. Müzenin bir matbah bölümü vardı. Matbah "mutfak" demek; Mevlevilerin eğitim ve terbiye aldıkları ocakmış burası... Ziyaretçilerin zihinlerinde daha kalıcı bir iz bırakmak gayretiyle gerçek insan boyutlarında mankenlerle bu terbiye sürecinin farklı evreleri canlandırılmıştı. Fakat bütün mankenlerin suratı tıpa tıp aynıydı; bakışlar, sakallar... Ve büyük odada onlarca "Mevlevi" var. "Being John Malkovich" filminden çağrışımlarla, zihnimde kalıcı bir iz bırakmıştı bu ziyaret.
Yazarken çağrışan başka bir haber de, Mevlana pulları basılacağı zaman hangi tasvirin kabul edileceği tartışmasıydı. Farklı minyatürlerde, saçı sakalı bırakın, aralarında zencisi bile olan farklı Mevlanalar resmedilmişti çünkü. O haberi buldum.
İzleyişimden çok zaman sonra, aynı filmin hafızamdaki yerinden ikinci taarruzu, bir bankanın Oniki Dev Adam maskesi dağıttığı dönemde olmuştu. Kartondan maske yapmak gibi basit bir fikir, o dönemki dev coşkuyla birleşince sokaklarda bile tanık olabileceğiniz absürd kareler salmıştı uzaya.
Sonra bunların politikacılar serisinin çıkmasıyla işin suyu çıktı. Gazetelerin tekinde bir sınıf dolusu maskeli öğrencinin fotoğrafını hatırlıyorum, ama nasıl bakacağımı bilemediğimden o fotoğrafı bulamadım şu anda.
Durumu kavramakla birlikte, Hrant Dink'in cenazesindeki Dink maskelerini bir talihsizlik olarak hatırlayacağım. Olmamıştı.
Ben kaçırmış olabilir miyim? Türk bayrağı konusunda yaratıcılıkta hiçbir sınırın tanımadığı bu son mitinglerde, kimsede Atatürk maskesi görmediğime gerçekten şaşırıyorum. Zihinlerde bundan daha kalıcı bir iz bırakılabilir mi; yüz binler/ milyonlar tek maske, tek vücut...
Ama hangi resmiyle, hangi Atatürk? Hiç bilemem.

1 yorum:

meric dedi ki...

aslında ataürk maskeleri yapıldı ama pek tutmadı. 27 Mayıs 2007 tarihli Radikal İki'nin üçüncü sayfasında mitinglerden Atatürk maskeli bir kare yer alıyor mesela.