Pazartesi, Eylül 03, 2007

Hemzemin hem...


Zamanında yazmayınca aklıma gireni, şahsi kayıtlarıma geçeni, bir mekanizma tarafından öğütülüyorlar. Onları aklımda muhafaza ettiğimi sansam da, bir bakıyorum eriyip birbirine karışmışlar, hemzemin olmuşlar. Zemine dair konuşulabilir ancak.
Dönerci çubuklarında etin kurşun kalem kadar kaldığı bir akşam saatinde, bitişik nizam evler yüzünden ancak caddenin başından fışkırabilen, bu sebepten iyice ayarsız bir rüzgâr vardı mesela, hatırlıyorum. Kloş etekler havalanıyor, açıkhava sigaralarının kırmızı uçları yarım serçe parmağına kadar genişliyordu. Rüzgârın, kapıp nereden peşine kattıysa beş metreye beş metre bir naylonla, sırtı gelene dönük bir adamı sardığını gördüm mesela. Yaratıklı bilim kurgu filmleri gibiydi, herhangi fantastik bir gelişmeye duyargaları kapalı zavallı adamın çırpınışı, bir yandan naylondan kurtulmaya çalışırken, bir yandan da hiçbir şey yokmuş gibi yapışı, potansiyel bir yönetmenin kafasına 'ulan bunu bir yerde kullanayım' dedirtecek kadar hakikat ötesiydi. Ama şimdi anlatınca olmadı.
'Filika mahaline girmek yasaktır' levhasının arkasında aile tipi bir mangal gördüm bu yeni vapurlarda... Hakikat mi, evet. Mavi yengeçler dolunay zamanında avlanmazmış, televizyonda duydum. Çünkü bunlar dolunay çıktığında yemekten içmekten kesilir, depodan giderlermiş. O dönemde avlandığında etleri jöle gibi oluyormuş. Bir yere bağlayamadıktan sonra, ne yani...
'Yıldıza rütbe sorulmaz' diye bir otobüs arkası yazısı gördüm. Bunu en fazla kamyon arkası yazıları yarışmasında üçüncü seçilene takdirlerimle bağlayabilirim: 'Beni araman için illa hata mı yapmam lazım?'
Esengül yazmak isterdim. 'Seviyorsan, benimle oturup içeceksin' emir kipi üzerine iki gün önce ne bağlamalar çekerdim. Nasıl bir sağlama bu? Hakikat mi, evet.
Zaten yaptığım pilav da olmadı bugün...

1 yorum:

ONALTIKIRKALTI dedi ki...

naylon örtüyü çok güzel anlatmışsın ve yazının bir yerinde de "Ama şimdi anlatınca olmadı." demişsin... Ne olmadısı, ne olmadısı... Naylon sanki bana sarıldı kardeşim :)

Hele hele bu konudan önceki paragraflardaki tanımlar peeeeh peeeh peeeeeh dedirtiyor... Yazarlığa doğru adım adım ha? Bravo valla...