Çarşamba, Ekim 27, 2010

Kendim normalleri

Eve ilk taşındığımda, şu şuraya konsun, bu burada daha iyi evresinde, milyonlarca jumbo çöp poşetini boşaltırken yani, daha net görüyordum. O kitap rafı, onun yanında aslında hiç iyi olmadı diyebiliyordum. O resim ne saçma görünüyor orada? Olmayan şeyi görebiliyordum. Kimini değiştirdim, o anki tespite göre müdahale ettim, kimine elimi sürmedim. Zaten mesele ev dekorasyonu değil. Uymak ne zaten... Fakat iki ay geçti, artık göremiyorum. Görmüyorum, her şey yerli yerinde gibi geliyor.
İşte bu beni rahatsız ediyor. Yerlerini bulmuş eşyalar gibi olabiliyor her şey ve çok çabuk, hiç fark etmeden sabitleniyor. Görmüyorsunuz. Gözünüze batmıyor. Normalleşiyor. Alışıyorsunuz. çok pis alışıyor insan.
İki ay önce görüp de şu an göremediğim ne? Çünkü bir kırıntı, bu rafın da, bu masanın da, hiçbir haltın, hiçbir haltın yanında iyi durmadığını söylüyor. Benim normalim bu değil.
Tabii tabii, ev dekorasyonundan söz ediyorum.

4 yorum:

belki dedi ki...

ya hiç alışılamasaydı? dünya daha da kötü bir yer olurdu. belki alışmaktır dünyayı çekilir kılan; unutmak, derinlere atmak, görmemek, gömmek.

belki dedi ki...

yazdıklarımı tekrar okudum da çok klişe geldi. iç hesaplaşmamı yaşıyorum adeta burada.

Adsız dedi ki...

Nerdesiniz?

oktay bayramoğlu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.