Çarşamba, Ekim 28, 2009

Lost in pazar

Küçükken pazarda kayboldunuz mu hiç?
Annenin elinden kopup da kendinizi kayıp olarak bulduğunuz o nokta arasında zamanının nasıl geçtiğini, ne yaptığınızı, nasıl oraya düştüğünüzü anlayamamak... O elin çok uzak gelmesi... En fazla yarım dakika önce geçtiğiniz yerlerin başka bir gezegene dönmesi, bütün kadın yüzlerinin, bütün pazarcı bıyıklarının saydam hale gelmesi... Bütün domateslerin aynı tonda kırmızı olduğunun, bütün patlıcanların aynı şekilde dizildiğinin farkına varmak... "Gel gel abla"ların, pazarlık eden, yanındakiyle gülüşen kadın seslerinin ufalanıp havada birbirine karışması, pazar tentelerinden dönüp bir daha yankılanması... O tentelerin hiç bitmemesi sonra, bütün dünyanın dev bir pazara, içinden çıkması imkansız bir labirente döndüğü hissi... Bir daha asla eve dönemeyeceğini, o andan sonra, bir kaybolduktan sonra yani, artık başkalarının çocuğu olacağını, için için ağlayıp Ayşecik gibi mızıldanarak bir ömür geçireceğini düşünmeden düşünmek, bir tuhaf acıyla başı kesik tavuklar gibi aynı sokaklardan geçmek... İnsanların gittikçe boyunun uzaması, o tepeden balyozlayan "Yavrum, nooldu sana" bakışları... Pazar direklerinin ucu belirsiz bir perspektifte yamulup birleşmesi, orada yok olmayı istemek, ilk kez hiç doğmamış olmayı istemek, bir büyük çaresizlik... Bir ilk çaresizlik...
Küçükken pazarda kayboldunuz mu hiç?

6 yorum:

Hailsematary Beyefendi dedi ki...

off, off, müthiş.. Hani Fatih Akın'ın Köprüyü Geçmek filminde Siya Siyabend'in hayyam'ı söylediği bir sahne vardır ahanda bu ; parçanın başında bizon murat "yürüyün lan of bee, of bee, çok güzel sound be olum, sound'a gelin.." deyişi vardır ya, aynen öyle diyesim geldi benim de.. tabi sound'a değil yazıya geldik o ayrı, ellerine sağlık. Mottolarımdan oldu "Küçükken pazarda kayboldunuz mu hiç?" =)

pinaritsa dedi ki...

Pazarda kaybolanın halinden, pazarda kaybolan anlar.

JanuskieZ dedi ki...

Hi... Looking ways to market your blog? try this: http://bit.ly/instantvisitors

disconnectus erectus dedi ki...

kayboldum ya...pazara gitmeyi pek severdim annemle, e illa ki bu da başımıza gelecekti. kocaman bir ormanda kalakalmak gibi birşeydi!sizin anlatımınızla aynı korkuyu yaşadım tekrar...

bin dedi ki...

daha aciklisi da gorus acin da o tisikiklikta yetiskinlerin dizden asagisini kapsadigi icin her gordugun bacagi baban sanmak sonra arkadan kosa kosa alakasiz bi adamin eline yapismak babacimm diye...

Adsız dedi ki...

kaybolmadım çünkü bizim şehrimizde pazar yoktu, ama annemle çıktığımız bir yolculukta, otobüs mola verdiğinde, annemi kaybettim ve otobüsü de bir daha bulamadım...