Cumartesi, Haziran 06, 2009

Kesişim teorisi

Sözlük anlamıyla işler çıkıyor, güçlükler oluyor sonra... Canım çekmiyor, bizatihi onu çekmiyor yahut hiçbir şey yapasım gelmiyor, vakit çok geniş gibi geliyor, inandırıcı ertelemelere çok çabuk teşne olabiliyorum. Velhasıl çok istediğim bir filmi son haftasında sekiz kişiyle birlikte izleyebiliyorum. İşte ben bu kısmını çok merak ediyorum. Benim dışımdaki o yedi kişinin başına neler geliyor, teker teker onları o filme tam da o gün gitmeye sevk eden ne?
Kendimize tatil olsun diye bir güzellik paket düşünüyoruz, bir yerlere gidiyoruz mesela. Ona buna soruyoruz, bildiklerimizi gözden geçiriyoruz, gerekirse google'lıyoruz, yazın bir vakti, memleketin bir köşesinde bir grup insanla kesişiyoruz. Kaç kişiyse onlar, o kadar merak ediyorum ki onları oraya sürükleyen aşamaları bir bir...
Biz nasıl kesişiyoruz?
Ecnebi bir memlekette kaybolmak hakikatte kabusum değildir; bile isteye kaybolup haritada koordinat bulmaya gayretten hoşlanırım bilakis. İkidir rüyamda bilmediğim ülkelerde kayboluyorum. Elimdeki harita gördüklerimle tutmuyor, trende duraklar eşleşmiyor, nerede ineceğimi bilmiyorum, akşamlar oluyor, havalar kararıyor, neresi olduğunu bilmediğimi bir yere geç kalıyorum.
Kaldı ki, orada bile birileri var etrafta. İşte onu da merak ediyorum. Biz nasıl kesişiyoruz?

2 yorum:

Adsız dedi ki...

tıpatıp aynen... bir yere oturtamamanın gazıyla bir defterde rüyanın biçiminin bir kopyasını tutuyorum. bir de yarım kalıyor hep o rüyalar bende; arkası yarın gibi.

belle dedi ki...

da nasıl böyle güzel yazılır???