Salı, Ekim 24, 2006

Biberiye blues

Bezelyeli, biberli, biberiyeli kuskus. Yemek sonrası bir uludağ gazoz açmıştım kendime. Geçenlerde biri sordu uludağ gazoz hâlâ var mı diye, var... En azından bizim bakkalda. İşte radyo açıktı, hoparlörlerin tekinden öyle bir ses geldi ki, içerde biri var sandım, birinin varlığından çok, o sesi çıkarmak için ne yapması gerektiğini bulamamaktan korktum. O kadar da korkmadım, bir an meselesi... 'Architecture in Helsinki' çalmaya başladı, şarkıya bayılmadım. Hiçbir şeye bayılacak insanlık coşkusuna sahip değildim. Her şey böyle başladı; merak eden olursa diye...

4 yorum:

kafcamus dedi ki...

uludağ bitti mi diyen insanlar, sensun içsinler. şurubik tatlı. müstehak. est'yi bilmeyenler ise fa'nın ma'nın kır çiçekleriyle ferahlasınlar. yapışık yapışık.

hasıl: gazozda uludağ, kolonyada est...

redgreen dedi ki...

Bir de Esbjörn Svenssons Trio olan EST vardir ki Turkiye disinda hemen hic bir memelektte uc sehri kapsayan tura cikmamistir. Bi turkiye, bi isvec o kadar. Acayip is...

Tabi bi de SuGa vardi. Izmir civarinda 90larin basina kadar rakipsiz bir gazozdu. Kimi der ki Sulu Gazozun SuGa'sidir, kimi de der Suat Galip. Ben isterdim ki Super Gazoz olsun, lakin superdi.

Adsız dedi ki...

Her girdiğim sayfada ilk yazıya gidiyorum, "nasıl başlamış her şey?" diye. Bu çok merak ettiğim hadise burada karşıma çıktı..

Ne güzel insanlar var yarebbim, ne gizli insanlar var.
.
.
z

sezo dedi ki...

SUGA su-gazoz aş'nin kısaltılmışı kardeşler